FrankEnişten
Kaset kapağı için tıkla.
KREM

1817′de 20 yaşındaki bir İngiliz kızının yazdıklarından bildiğimiz kadarıyla:

İnsanlarla girdiği birçok haşin etkileşimden sonra ev yapımı bir canavar olan Frankie, onlardan korkmaya başlar. Bir yıl kadar saklanarak bir köy evine yakın yaşar ve oradaki aileyi gözlemler. Bu gözlemleri ile diğer insanlardan görünüş olarak daha farklı olduğunu anlamaya başlar. Yalnız kaldığında köy evinde yaşayanlar ile dostluk kurmaya çalışır.

Bu köy evinde yaşayanlardan Felix bir Türk’e aşıktır. Safiye’ye.

Zamanında Safiye’nin zengin tüccar babası Safiye İstanbul’dan Paris’e doğru yoldayken tutuklanır. Çünkü Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, ırkçı Fransız hükümeti bir Türk’ün zengin olmasını kaldıramaz. Ve onu zindana atar. Felix de haksızlığa gelemediğinden ve Safiye’ye aşkından Safiye’nin babasını hapisten kaçırır. Babası Safiye’nin bir gavur ile evlenmesini istemez. O nedenle aralarına girer. Felix de Almanya’da bir köyde yaşamaya başlar herhalde.

Frankie bir süre sonra Felix’in Safiye’ye aşkını da kıskanır. Ve kendisini yaratan doktorun onu böyle sevmemesine bozulur. Aşık Felix ve ailesi onları gizlice gözleyen Frankenstein’i farkettiklerinde ondan, nedense, korkarlar ve kovarlar. Reddedilme ve aşk acısı ile kaçar gider onu yaratan elemanın kardeşini felan öldürür ve hikaye iğrençleşir.

Halbüsem, Felixler, Frankie’yi dışlamasalar, aralarına alsalar ve Safiye’nin hayın babası hapisten kaçınca aşıkların arasna girmese, Türkler Frankenstein ile yakından tanışabilse, hep beraber hem köyde hem İstanbul’da mutlu aile toplantılarında Frankie’yi eşe dosta şöyle tanıtsalar:

“Haa o mu? O şey ya, o bizim Frank, Frank Enişte. Öyle kaba saba olduğuna bakma, saftır, kalbi tertemizdir.”

BEYAZ

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Bookmark and Share